Denkleştirme Alacaklısı Kimdir? Bir Kayseri Gencinin Duygusal Yolculuğu
Hayat bazen çok garip bir yolculuk gibi gelir. Anlamadığın bir şekilde, sana bir şeyler borçluymuş gibi hissedersin. Ama o borç ne zaman ve nasıl ödenecektir? İşte, bu yazımda bir Kayseri gencinin, içsel borçları ve denklemli yaşamı üzerine düşündüklerimi paylaşacağım.
—
Düşüncelerim ve Hayatımın Dengesi
Kayseri’de, Erciyes’in eteklerinde bir evde büyüdüm. Şehir, ilk bakışta oldukça sıradan bir yer gibi gelebilir, ama buradaki her sokak, her rüzgar, her dağ, bana bir şeyler öğretmişti. 25 yaşına girmişken, bir gün bir soru kafamı kurcalamaya başladı: “Denkleştirme alacaklısı kimdir?” Yani, bir nevi hayatımda neye borçluyum? Kimse bu borcu benden almıyor, ama bu borcun ödenmesi için ne zaman bir şeyler olacak? Belki de bu yazıyı yazmaya başlama sebebim, yıllardır sakladığım bu sorunun cevabını bulmaktı.
Kayseri’nin o sessiz günlerinden birinde, henüz 19 yaşındaydım. İlk defa hissettiğim o duyguyu tarif edemiyorum. Heyecandan, biraz korkudan ve belki biraz da umut dolu bir yaşama doğru ilerlemekteydim. Ama bir eksiklik vardı. Başımda dönen bir düşünce, içimdeki boşluğu daha da derinleştiriyordu. Bu eksiklik, borçlar gibi görünmeyen bir şeydi; ama bir şekilde kendimi her geçen gün borçlu hissediyordum. Denkleştirme alacaklısı kimdi, kimse bilmiyordu.
—
Kayseri’de Bir Gün: Hayal Kırıklığı ve İçsel Değişim
Bir sabah, şehirdeki kahve dükkanlarından birinde, sırtımda eski bir mont, cebimde ise bir avuç para ile kendimi düşüncelere boğulmuş buldum. O gün bir arkadaşım beni aradı. “Hadi dışarı çık, seni görmek istiyorum,” dedi. Sesindeki derinlik, yüzümdeki solgunlukla bir tezat oluşturuyordu. Ama içimde bir şeyler vardı, belki de yanlış anlaşılmaktan korktuğum duygularım. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.
Sonra, kahvemi bitirdikten sonra düşündüm: Herkes kendi denkleminde bir şeylere borçlu. Bu borç, bir duygu olabilir, kaybedilen zaman olabilir, unutulmuş bir anı olabilir. Herkes bir şeylere borçludur ama kimse bu borçları ödeyemez. Bu, bir haksızlık gibi gelir insana. Çünkü, bir bakıma herkes aslında kendi denkleminde alacaklıdır. Ama kimin kimden alacağı vardır?
O gün, bana bu borcun kim tarafından alınacağı sorusunun cevabını bulamadan geri döndüm.
—
Denkleştirme Alacaklısı Kimdir? Bir Soru, Bir Cevap Arayışı
Günler geçtikçe, bu soruyu daha fazla düşünmeye başladım. Kimse bu borcu benden almak istemiyor mu? Benim alacaklı olduğum, ama bir şekilde ödeme yapamadığım biri var mı? Kendime her gün bu soruyu sormak bir alışkanlık haline geldi. Bir şekilde bu soruyu yanıtlayacak birini bulmaya çalıştım.
Bir gün, Kayseri’nin eski taş sokaklarında yürürken, yaşadığım hayal kırıklığı daha da derinleşti. Yolda gördüğüm insanlar, kimisi neşeliydi, kimisi düşünceliydi. Ama bana bir şeyler eksik gibi geliyordu. Belki de, hayatımın borcu o an sahip olduğum herkeseydi. Kaybolan zamanın, kaybolan ilişkilerin borcunu kimse ödememişti. O an, aklımdan geçen bir düşünceyi net olarak fark ettim: Denklemdeki alacaklı aslında biziz; yani kendimiz.
—
Hayal Kırıklığı, Heyecan ve Umut
O günden sonra, Kayseri’deki her adımımda, aldığım her nefeste, bu soruyu biraz daha derinlemesine hissettim. “Denkleştirme alacaklısı kimdir?” Artık bu soru sadece bir düşünce değildi, bir gerçek halini almıştı. Kendi içimde bulduğum alacaklı, aslında kendim oluyordum. Kendime olan borcumu fark ettim. Ama bu borç, sadece maddi bir şey değildi. Bu, kaybolan anılar, kaçırılan fırsatlar, karşılık beklemeyen sevgi ve korkularla dolu bir borçtu.
Evet, belki de hayatımı bu denkleme göre yaşamaya devam ettim. Zamanla anladım ki, “alacaklı” kendini her an her yerde hissedebiliyor. Bazen sevdiklerimiz, bazen geçmişin yaraları, bazen de umutla beklenen bir günün beklenen değişimi olabilir.
—
Sonuç Olarak…
Zamanla içsel bir huzura kavuşmaya başladım. Kayseri’nin sokaklarında gezinirken artık borçlu hissetmiyorum. Hayatımda eksik olan her şeyin, aslında tamamlanması gereken bir süreç olduğunu fark ettim. Denklemdeki alacaklı ben olmalıydım, çünkü bu sorunun cevabı ancak içsel bir yolculukla bulunabilirdi.
Hayal kırıklığı ve umut arasında gidip gelmek, aslında yaşamın doğal bir parçasıydı. Bazen kendimize verdiğimiz borçları ödemek için, sadece doğru zamanı beklemek gerekir.
Denkleştirme alacaklısı kimdir? Kendiniz. Kendi hayatınıza, kendi hislerinize ve her şeyin geçici olduğuna inandığınız o anlara borçlusunuz. Zamanla, her şeyin dengelenmesini beklemek, belki de yapılması gereken tek şeydir.