Şehirlere Gelen Lı Eki Ayrılır Mı?
Yine mi dil? Hadi canım, her şeyin bir sırası var! Ne demek, “Şehirlere gelen lı eki ayrılır mı?” sorusu? Gündelik hayatın, işlerin, ilişkilerin, yemeklerin derdine düşmüşken, şimdi de dilin incelikleriyle mi uğraşacağız? Ama işin içine biraz mizah kattım mı, bu dil meselesi de ciddi bir komedi malzemesine dönüşebilir, ne de olsa ben İzmir’deyim, yani işler her zaman eğlenceli olmalı.
Şehirlere gelen lı eki ayrılır mı? Benim gibi sürekli espri yapan, ama bir yandan da her şeyin üzerine fazla düşünen birinin aklına bu soru takıldığında, hemen etrafımdaki insanlara sormaya başlıyorum. Herkes kafasını sallıyor, “Ne var ya, bu kadar büyütme!” diye geçiştiriyor. Ama içimden “İçimi rahatsız eden bir şey var, bu sorunun cevabını bulmalıyım” diye düşünmeden de edemiyorum. Haydi, gelin birlikte bu dil serüvenine bir bakalım, belki cevap bizi bekliyordur, belki de hayatın ne kadar saçma olduğunu gösteren bir başka komik soru ile karşılaşacağız.
Şehirlere Gelen Lı Eki Ayrılır Mı? Hayatın Kendisi Gibi
Şehirlere gelen lı eki, bir şehirle ilgili yapacağınız bir tanımlamayı tamamlayan, müthiş kullanışlı bir ek değil mi? “İzmir’li,” “Ankara’lı,” “İstanbul’lu” dediğimizde, o şehirle ilişkili bir kimlik ortaya çıkıyor. Peki, bu ek gerçekten de “şehirlere gelirken” ayrılır mı?
Şimdi baştan belirteyim: Bu tür soruları gündeme getirince, insan hem güler hem de ciddi ciddi düşünmeye başlar. Düşünsene, bir şehire gidersin ve orada biri sana “Yalnız, İstanbul’lu musun?” diye sorar. Ne demek bu? Bir de “Şehirlere gelen lı eki ayrılır mı?” sorusu, bir dilbilgisi davası gibi bir şey haline gelirse, işte o zaman işler iyice karışır. Cevap verirken, bir yandan düşünürken, bir yandan da “Ben acaba neyin derdindeyim?” diye iç sesimle hesaplaşmaya başlarım.
Yavaş Ol, Eğlenceli Olalım – Dilin Komik Oyunları
Bazen çevremdeki insanlara böyle “dilin inceliklerini” anlatırken de işler garipleşiyor. “Lı eki ayrılır mı?” dedim geçen gün bir arkadaşımın kulağına, o da bana bakarak “Hani sen, çok kafa yoruyordun, bu ne şimdi?” dedi. Evet, doğru; gerçekten bazen dildeki küçük ayrıntılar bende hiç beklenmedik şekilde kaygılar oluşturabiliyor.
Ama işin komik yanı şu: Bu lı ekinin ayrılması meselesini bir arkadaş ortamında tartıştığımda, cevap verenler arasında hemen bir tür iç savaş çıkıyor. Bir arkadaşım “Tabii ki ayrılmaz, öyle bir şey olabilir mi?” diyor. Diğer arkadaşım ise “Ne demek ayrılmaz? Ayrılmalı işte, her şeyin bir sınırı var!” diye karşılık veriyor. O sırada ben de şu iç sesle konuşmaya başlıyorum: Aman Tanrım, bu işin sonunda kimin galip geleceğini görecek miyiz? Yoksa hepimiz burada, kendi dil savaşımızda kaybolacak mıyız?
İç sesim: Evet, sana geliyorum! Eğer biz şimdi bu lı ekini ayırmazsak, Türkçede başka neler de kaybolacak acaba?
Arkadaşım: “Bence çok abartıyorsun ya! Her şeyin yerli yerinde olması gerek!”
İç sesim: Ama ya senin her şeyin yerli yerinde olması gerekmiş gibi davranman? Evet, burada işler iyice karışıyor…
Ayrılır mı, Ayrılmaz mı?
Şimdi, bu sorunun cevabına daha ciddi bir şekilde eğilmeye başladım. Evet, lı ekini bir yere kadar ayıramazsınız, dil kuralları açısından bu doğru. Çünkü Türkçede, lı eki bir tür bağlaç gibi çalışıyor ve bir yere yapıştığı zaman, o şehirle olan bağını bozamaz. Ama işin mizahi tarafı, bazen “şehirli” olmanın da eğlenceli yanları var. Yani, bir şehirli olmak, o şehre ait olmanın verdiği o yeri yadırgamadan, o şehirdeki hayatı tam anlamıyla yaşamak demek.
Düşünsene, İzmir’li biri olarak ben, bazen öyle bir lı ekiyle hayatımı kurarım ki, bu şehirle birleşmeden dışarıda başka biri olamam gibi hissederim. Yani, İstanbul’lu olmaya karar vermem veya “Ankara’lı” kimliğiyle davranmam bana tamamen yabancı gelir. Öyle de bir şey var ki, bu şehirli kimlikler o kadar içselleşmiştir ki, hiç kimse onları söküp atamaz.
Şehirlere gelen lı ekinin ayrılmaması, bir bakıma bu kimliklerin de ayrılmaz olduğu anlamına gelir. Bir şehirde yaşarken, oraya ait olan bir yaşam tarzını kucaklar, oranın insanlarıyla kaynaşırsınız. O şehirde bir insan olmanın keyfini çıkarırsınız.
Şehirli Olmanın Komik Yanı
Peki ya gerçekten bu kadar ciddiye almak gerekli mi? Geriye dönüp bakınca, bu “şehirli” olmak meselesi çok da anlamlı değil aslında. Çünkü bazen insanlar şehirlerinin kimliklerini o kadar sahiplenir ki, başka şehirlerden gelenlere karşı mesafeli bile olurlar. Bir İzmir’li olarak bazen İstanbul’lu birine “Ya, senin işlerin nasıl oluyor? Ne kadar karmaşık!” diye takılmak istesem de, sonra birden “Neyim ben, gayri resmi Türkçe polisiyim?” diye kendimi sorgulamadan edemem.
İşte, tam da burada, dilin bizim kimliklerimizi belirlerken bazen ne kadar komik bir hale geldiğini anlamış oldum. Şehirlere gelen lı ekinin ayrılıp ayrılmaması konusuna girmem bile, bana her şeyin ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Sonuç: Lı Eki Ayrılmalı mı, Ayrılmamalı mı?
Sonuçta, Şehirlere gelen lı eki ayrılır mı sorusu büyük bir mesele haline geldiğinde, bu soruyu sadece dil kurallarıyla değil, şehirlere, kimliklere, yaşam tarzlarına bakarak cevaplamak gerekir. Belki de bu soruya takılmak yerine, şehirlere ait kimliklerin aslında bizlerin hayatını nasıl daha renkli hale getirdiğine odaklanmak gerekir.
Benim fikrim şu: Lı ekini ayrılmaması gerek, ama hayatın da bazen ne kadar eğlenceli olduğunu unutmamalıyız. Ne de olsa, bazen dilin kurallarına uymamak, hayatın kurallarına uymamakla eşdeğer olabilir ve bu da bizlere, şehirli olmaktan çok daha fazlasını öğretir.